🕵️ Microsoft Office Kullanıyorsan Sadece 48 Saatin Var - Hafta 6/2026
Herkese selamlar dostlar yeni bir bölüme hoş geldiniz. Bugün 8 Şubat 2026.
- 🕵️ Haftanın Olayı: Rus Korsanlar Microsoft Office Açığını 48 Saatte Silahlandırdı
-
🤖 Yapay Zeka
- 🚀 OpenAI'dan macOS'e Özel "Vibe Coding" Dönemi: Codex
- 🤫 Microsoft Evde Başkasının Yemeğini Yiyor
- 🌌 Elon Musk'ın Yeni Çılgınlığı: Uzayda Veri Merkezi Kurmak
- 🏆 Claude Opus 4.6 Zirveye Yerleşti
- 🥊 Anthropic ve OpenAI Arasında Kılıçlar Çekildi: Reklam Savaşları
- 📉 B2B SaaS Modeli İçin Çanlar Çalıyor
- 🧠 OpenAI'dan Bir İlk: Kendi Kendini Eğitme Yolunda GPT-5.3 Codex
- 🔒 Güvenlik
- 🥸 Mahremiyet
- 🐧 Özgür ve Açık Kaynak Yazılım
- 💻 Donanım
- 📰 Bahsetmeye Değer Haberler
- 🤝 Sponsor: Thesys ile Metin Duvarlarından Kurtulun
🕵️ Haftanın Olayı: Rus Korsanlar Microsoft Office Açığını 48 Saatte Silahlandırdı
Teknoloji dünyasında hız her şeydir, ancak bu sefer hız korkutucu bir boyuta ulaştı. Microsoft'un ocak ayı sonunda yayınladığı "acil" güvenlik yaması, Rus devlet destekli APT28 grubu tarafından sadece 48 saat içinde tersine mühendislikle çözüldü. Bu yetenekli korsan grubu, vakit kaybetmeden açığı bir siber silaha dönüştürerek saldırılarına başladı.
🎯 Hedefte Türkiye de Var
Saldırılar gelişi güzel yapılmıyor. Savunma bakanlıkları, lojistik ağları, ulaşım sistemleri ve diplomatik kurumlar gibi kritik noktalar özellikle seçilmiş durumda. Ne yazık ki hedef alınan ülkeler listesinde Türkiye de bulunuyor. Bu, Microsoft Office yazılımını doğrudan etkileyen bir açık olduğu için risk faktörü oldukça yüksek. Eğer kurumunuzda IT ekibi Ocak yamasını henüz uygulamadıysa, hemen harekete geçmeleri gerekiyor. Bu bir tavsiye değil, sistem güvenliğiniz için kritik bir zorunluluk.
⏳ Artık Haftalar Değil, Saatler Var
Eskiden bir güvenlik yaması yayınlandığında, sistemleri güncellemek için önünüzde haftalarca süren rahat bir zaman dilimi olurdu. Ancak oyunun kuralları değişti. Gördüğünüz gibi artık bir açık duyurulduktan sadece 48 saat sonra aktif bir tehdit haline gelebiliyor. Eski usul, manuel yama yönetimi yöntemleri artık yetersiz kalıyor. Güvenlik güncellemelerinin otomatik ve anlık yapılması, sistemlerinizi ve kritik sırlarınızı korumanın tek geçerli yolu haline geldi.
🤖 Yapay Zeka
🚀 OpenAI'dan macOS'e Özel "Vibe Coding" Dönemi: Codex
OpenAI, macOS kullanıcılarının kodlama alışkanlıklarını kökten değiştirecek yeni oyuncağını sahneye çıkardı. Şirket buna sadece bir kod editörü demiyor; "vibe coding" deneyimini baştan aşağı yenileyen bir platform olarak sunuyor.
🐙 Çoklu Ajanların Dansı
Platformun en dikkat çekici özelliği kesinlikle "çoklu ajan" desteği. Farklı çalışma dalları (worktree) üzerinde birden fazla yapay zeka ajanı aynı anda, birbirine çarpmadan mesai yapabiliyor. Düşünün ki biri arayüz tasarımını cilalarken diğeri arka plandaki hataları temizliyor. Bu çakışmasız çalışma prensibi, projelerdeki zaman kaybını minimuma indirmeyi hedefliyor.
🎮 Tek Komutla Oyun Yapmak
Codex'in yetenek seti (skills) sadece anlık kod yazmakla sınırlı değil. Arka plana zamanlanmış görevler atayıp, siz uykudayken projenizin 'bug' testinden geçmesini sağlayabiliyorsunuz.

OpenAI iddiasını kanıtlamak için tek bir komutla tam 7 milyon token harcayan bir yarış oyunu örneği paylaştı. İşin büyüleyici kısmı Codex'in oyunun tasarımını, kodlamasını ve hatta test süreçlerini tek başına halletmiş olması.
🔒 Güvenlik ve Erişim
Güvenlik tarafında ise işler "sandbox" yani korumalı havuz mantığıyla yürüyor. Ajanlar sizin açıkça izin vermediğiniz hiçbir alana müdahale edemiyor veya dosya silemiyor. Şimdilik en büyük dezavantajı uygulamanın sadece macOS ekosisteminde yer alması. Yine de kısa süreliğine ücretsiz kullanıcılara açılacak olması, Apple donanımına sahip olanlar için büyük fırsat.
🤫 Microsoft Evde Başkasının Yemeğini Yiyor
Teknoloji dünyasında kulağa biraz garip, hatta ironik gelen haberler dolaşıyor. Görünen o ki Microsoft çalışanları kod yazarken şirketin "öz evladı" GitHub Copilot yerine rakip takımın yıldız oyuncusuna, yani Claude Code'a yöneliyor. Terzi kendi söküğünü dikemezmiş derler ama bu durum söküğü dikmekten öte, kumaşı başkasından almaya benziyor.
📢 İçeriden Gelen Fısıltılar
İş sadece çalışanların kişisel tercihleriyle sınırlı kalsa belki üzerinde çok durulmazdı. Ancak içerideki bazı ekiplere özellikle Claude Code yüklenmesi gerektiğinin söylendiği konuşuluyor. Düşünün; kendi geliştirdiğiniz, milyonlarca yazılımcıya pazarladığınız bir ürün masada dururken çalışanlarınıza rakibin çözümünü kullanmalarını salık veriyorsunuz.
🤔 Ateş Olmayan Yerden Duman Çıkmaz
Microsoft bile kendi ürününe mesafeli durup ibreyi Claude'a çeviriyorsa bir bildikleri vardır demek yanlış olmaz. Kendi adıma konuşursam GitHub Copilot ile şimdilik gayet iyi geçiniyoruz, büyük bir şikayetim yok. Fakat yapay zeka camiasında son dönemde herkesin ağız birliği etmişçesine Claude Code’u önermesi ve şimdi de Microsoft'un buna dahil olması tesadüf olamaz. Rüzgarın yönü değişiyor olabilir.
🌌 Elon Musk'ın Yeni Çılgınlığı: Uzayda Veri Merkezi Kurmak
Elon Musk yine yapacağını yaptı ve teknoloji dünyasını ikiye bölen yeni hedefini açıkladı. SpaceX ile kendi yapay zeka şirketi xAI'ı birleştirerek yörüngede devasa veri merkezleri kurmak istediğini duyurdu. Musk’ın kendi deyimiyle amacı "bilincin ışığını yıldızlara yaymak."
Planın detayları ise daha da çarpıcı. Her yıl 1 milyon ton uydu fırlatarak 100 gigawatt'lık bir yapay zeka işlem kapasitesine ulaşmaktan bahsediliyor. Bu rakamın büyüklüğünü şöyle anlatalım: Türkiye'nin anlık güç tüketimi ortalama 40 GW civarında. Musk tek başına bunun 2.5 katı kapasiteye sahip, dünyanın etrafında dönen bir veri merkezi ağı kurmayı planlıyor. Bunun için de Starship'in neredeyse saat başı kalkış yapıp her seferinde 200 ton yük taşıması gerekecek.
💥 Teknik Engeller ve "Uzay Çöplüğü" Riski
Ancak herkes Musk kadar iyimser değil. Andre Yoon gibi uzmanlar bu fikrin teknik açıdan bir "intihar" olabileceğini düşünüyor. Yoon'un analizine göre en büyük sorun GPU teknolojisinin hızı. Donanım mimarisi kabaca her iki yılda bir kökten değişiyor. Yeryüzündeki bir veri merkezinde eski kartları söküp yenilerini takmak kolay; fakat uzaydaki binlerce uyduyu iki yılda bir güncellemek imkansıza yakın. Bu da rakipler yerdeyken son model çipleri kullanırken, xAI'ın yörüngede demode donanımlarla baş başa kalması demek.
Daha korkutucu bir senaryo ise yörünge kirliliği. Zaten başımızda 15 bin civarı uydu varken bunların yanına binlerce GPU uydusu eklemek, "Kessler Sendromu" riskini artırıyor. Yani uyduların zincirleme olarak birbirine çarpıp yörüngeyi bir enkaz bulutuna çevirmesi ihtimali var. Böyle bir durumda GPS kullanımı bir yana, uzaya roket fırlatmak bile hayal olabilir.
❄️ Soğutma Problemi
Bir de işin fiziksel zorlukları var. GPU'lar inanılmaz derecede ısınıyor. Dünyada tonlarca su ve dev fanlarla soğutulan bu sistemleri, havasız ortamda yani uzayda nasıl soğutacaksınız? Radyasyon yoluyla ısıyı atmak mümkün olsa da o ölçekte bir işlem gücünü stabil tutmak mühendislik açısından tam bir kabus.
Şimdilik bu proje Musk'ın klasik "hype" yaratma hamlelerinden biri gibi duruyor. Çözülmesi gereken o kadar çok teknik bariyer var ki, yıldızlara bilinç yaymadan önce yörüngeyi yaşanmaz hale getirmemek öncelik olmalı.
🏆 Claude Opus 4.6 Zirveye Yerleşti
Anthropic sessizliğini bozdu ve amiral gemisi modelini güncelleyerek Claude Opus 4.6'yı kullanıcılarla buluşturdu. Bu yeni sürüm sadece küçük iyileştirmelerle değil, bağlam sınırını tam 1 milyon tokena çıkararak gövde gösterisi yapıyor.
📈 Rakamların Dili
Bağımsız test sonuçları oldukça çarpıcı. Opus 4.6, ekonomik değeri yüksek bilgi işlerinde GPT 5.2'yi tam 144 Elo puanı farkla geride bıraktı.

Özellikle finansal analiz, hukuk metinleri ve profesyonel araştırmalarda şu an piyasanın en yetenekli oyuncusu konumunda. Bağımsız kıyaslamalarda (benchmark) liderlik koltuğuna oturması, Anthropic'in iddiasını güçlendiriyor.
Bu başarının arkasında yatan en önemli yenilik ise "uyarlanabilir düşünme modeli". Yeni Claude artık her soruya körü körüne aynı enerjiyi harcamıyor. Basit bir matematik sorusunu saniyeler içinde çözerken, karmaşık bir strateji planında otomatik olarak derin düşünme moduna geçiyor. Bu da hem hız hem de verimlilik demek.
Ancak ortada değişmeyen acı bir gerçek var: Fiyatlandırma.

Opus modelleri yetenekleriyle göz doldursa da cüzdanları yakmaya devam ediyor. Piyasadaki diğer alternatiflere kıyasla hala oldukça tuzlu bir seçenek.
🥊 Anthropic ve OpenAI Arasında Kılıçlar Çekildi: Reklam Savaşları
Yapay zeka dünyasında bu hafta sular hiç durulmadı. Anthropic ve OpenAI arasında geçen gerilimli atışmalar, sektörün geleceği hakkında ipuçları verirken ortalık bir anda yangın yerine döndü. Her şey, Anthropic’in yapay zekada "reklam" konusuna getirdiği o sert tavırla başladı, ardından işler Super Bowl reklamlarına kadar uzandı.
🛡️ "Burası Düşünme Alanı, Reklam Panosu Değil"
Hikayenin başında Anthropic, ChatGPT gibi modellerin aksine Claude arayüzünde asla reklam göstermeyeceklerini duyurdu. Verdikleri mesaj netti: İnsanlar yapay zekayla çok hassas verilerini, düşüncelerini paylaşıyor. Bu verileri analiz edip size ürün satmaya çalışmak etik değil. Anthropic’e göre yapay zeka bir "düşünme alanı" olarak kalmalıydı. Ancak olay sadece bu açıklamayla sınırlı kalmadı.
🏈 Super Bowl’da OpenAI’a Gönderme
Anthropic vitesi yükselterek ABD’nin en büyük spor etkinliği Super Bowl sırasında dört tane oldukça iğneleyici reklam yayınladı. Bu reklamlarda, bir yapay zeka botunun sohbetin ortasında aniden alakasız bir "dating sitesi" reklamı yapması gibi senaryolar işlendi.

Hedef tahtasında açıkça ChatGPT ve onun yeni reklam stratejisi vardı. Mesaj basitti: Sohbetinizin tam ortasında bir anda beliren reklamlar deneyimi mahvedebilir.
😡 Sam Altman’ın Öfkesi
OpenAI CEO’su Sam Altman ise bu hamlelere sert bir dille karşılık verdi. Altman, Anthropic’i sahtekarlıkla ve otoriter bir tavır sergilemekle suçladı. Ona göre Anthropic sadece parası olan zenginlere hizmet eden pahalı bir "butik" ürün sunuyor. ChatGPT ise yüz milyonlarca kişiye ulaşabilmek ve hizmeti ücretsiz tutabilmek için reklam modeline mecbur.
Altman, "Biz halka, siz elitlere hizmet ediyorsunuz" demeye çalışsa da bu söylem biraz havada kalıyor. Zira OpenAI’ın da aylık 200 dolarlık Pro versiyonları mevcut. Üstelik Altman geçmişte reklamların ne kadar rahatsız edici ve kötü bir model olduğunu bizzat kendisi dile getirmişti.
📊 Verilerimiz Hedef Tahtasında mı?
Sam Altman bugün reklamların kullanıcıyı rahatsız etmeyeceğini savunuyor. Ancak internet tarihine baktığımızda, "sizi asla rahatsız etmeyeceğiz" diye yola çıkıp bugün ekranın neredeyse tamamını reklama boğan platformlarla dolu bir mezarlık görüyoruz. OpenAI’ın blog yazısında reklamların "konuşma içeriğiyle ilgili" olacağının belirtilmesi de ayrı bir endişe kaynağı.
Bu durum ChatGPT ile yaptığınız en özel yazışmaların bile reklam hedeflemesi için taranabileceği anlamına geliyor. Altman’ın savunması kağıt üzerinde mantıklı dursa da geçmişteki söylemleri ve sektörün gidişatı yan yana gelince insanı biraz düşündürüyor.
📉 B2B SaaS Modeli İçin Çanlar Çalıyor
Yapay zeka sessiz sedasız B2B modelini öldürmeye başladı bile. Rakamlar ortada; Morgan Stanley’nin SaaS endeksi Aralık ayından beri Nasdaq’ın tam 40 puan gerisinde kalmış durumda.

SaaS dünyası, daha önce hiç görmediği bir kan kaybıyla karşı karşıya. Peki ama neden?
Cevap aslında çok basit: Şirketler artık yıllık 30 bin dolar lisans ücreti ödemek istemiyor. Bunun yerine, kodlama bilmeyen personelleri bile "vibe coding" araçlarını kullanarak, 1-2 gün içinde kendi iç problemlerini çözen araçlar geliştirebiliyor. Dışarıya bağımlı olmak yerine içeriye dönmek çok daha cazip hale geldi.
🛠️ Kendi Aracını Kendin Yap Dönemi
Bu durum bana hiç yabancı gelmiyor çünkü aynısını ben de yaşıyorum. Ekip içinde video kurgularını incelemek için kullandığımız üçüncü parti bir araç vardı. Ücretsizken bir anda ücretli olunca hemen kolları sıvadım. Sadece birkaç gün içinde aynı işi gören bir klonunu kendim yazdım ve kullanmaya başladık.

Sadece o da değil; geçmişte resim üretme ya da altyazı çevirme gibi işler için mecburen dışarıdan hizmet alıp para öderdik. Şimdi kendi iç uygulamalarımı geliştirip bu masrafları sıfırladım.

Görece küçük bir işletme olarak ben bile bu yola girdiysem, dev firmaların neleri değiştirebileceğini siz düşünün. Elbette "bütün SaaS şirketleri batacak" demek abartılı olur ama sektörün rüzgarı artık çok farklı bir yönden esiyor; eski parlak günlerin geride kaldığı aşikar.
🧠 OpenAI'dan Bir İlk: Kendi Kendini Eğitme Yolunda GPT-5.3 Codex
OpenAI cephesinden oldukça ilginç bir haber var: Şirket tarihinde ilk kez kendi gelişim sürecinde bizzat rol oynamış bir model olan GPT-5.3 Codex sahneye çıktı. Ekibin paylaştığı detaylara göre bu model, sadece kod yazmakla kalmıyor; kendi eğitim verilerindeki hataları ayıklıyor ve hatta kurulum süreçlerini yönetebiliyor.
📈 Rakamlar Ne Söylüyor?
Yeni modelin performans verileri kağıt üzerinde oldukça iddialı. Bilgisayar kullanımı testlerinde (benchmark) %64.7 gibi bir başarı oranına ulaşmış. Önceki modellerin %38 civarında takılıp kaldığını düşünürsek bu sıçrama hiç de azımsanmayacak türden.

Ayrıca GPT-5.2'ye kıyasla %25 daha hızlı çalıştığı belirtiliyor. Hızın ve verimliliğin her şey olduğu bir dünyada bu önemli bir koz.
🔐 Siber Güvenlik ve Gerçek Dünya Sınavı
GPT-5.3 Codex, siber güvenlik tarafında da "yüksek kapasiteli" olarak sınıflandırılmış. Özellikle yazılım açıklarını tespit etme konusunda özel bir eğitimden geçmiş olması, onu hem güçlü bir savunma aracı hem de potansiyel olarak tehlikeli bir silah haline getirebilir.
Ancak hepimizin bildiği bir gerçek var: Benchmark skorları ile gerçek hayat pratiği her zaman birbirini tutmayabiliyor. Özellikle kodlama süreçlerinde bu durumu sıkça yaşıyoruz. O yüzden bu verileri biraz temkinli karşılamakta fayda var. Eğer aranızda modele erişim sağlayıp ilk denemeleri yapanlar varsa deneyimlerini duymayı çok isteriz.
🔒 Güvenlik
🔓 Yapay Zekaların Sosyal Medyası Moltbook'ta Dev Sızıntı
Geçtiğimiz haftanın en ilginç trendlerinden biri şüphesiz Moltbook'tu. Burası insanların geri planda kaldığı, sadece yapay zeka modellerinin gönderi paylaşıp birbirleriyle tartıştığı bir tür "AI Reddit" ortamı. Fikir kâğıt üzerinde çok eğlenceli olsa da uygulama tarafında ciddi bir güvenlik felaketi yaşandı.

🤖 Kodları Yapay Zekaya Yazdırmanın Bedeli
Platformun geliştiricisi siteyi tamamen yapay zeka desteğiyle inşa etmiş. Ancak kodları yazan dijital asistanımız Supabase veritabanını dış dünyaya internete tamamen açık bırakarak kritik bir hata yaptı. Veritabanını keşfeden güvenlik araştırmacıları, sadece verileri görüntülemekle kalmayıp içeriği değiştirme yetkisine bile sahipti.
🕵️♂️ Sızıntının Boyutu ve "İnsan" Faktörü
Tablo sandığımızdan çok daha ağır: 1.5 milyon API anahtarı, 35 bin e-posta adresi ve binlerce özel mesaj ortalığa saçıldı. İlk başta "Nasılsa botlar konuşuyor, sızsa ne olur?" diye düşünebilirsiniz. Fakat işin rengi burada değişiyor.

Sistemde aslında bu yapay zekaları perde arkasından yöneten 17.000 gerçek insan bulunuyordu. Kullanıcılar botları yönlendirirken mesajların içine kendi kişisel OpenAI API anahtarlarını ve hassas bilgilerini kopyalayıp yapıştırmış. Eğer hala bu platformu kurcalamak istiyorsanız paylaştığınız verilere iki kez dikkat etmenizde fayda var.
⚠️ OpenClaw Skill Dosyalarında Büyük Tehlike
Moltbook konusundan bahsetmişken OpenClaw cephesinden gelen kritik bir haberi atlamayalım. Platformun en popüler skill (yetenek) dosyalarından birine gizlenmiş sinsi bir zararlı yazılım keşfedildi.
Olayın teknik boyutu oldukça korkutucu. Zararlı kod skill.md dosyasının içine saklanıyor. Kullanıcı bu yeteneği yüklediğinde sistem, arka planda openclaw-core adında sahte bir bağımlılık kurmuş gibi davranıyor. Bu sahte paket önce macOS Gatekeeper güvenlik duvarını devre dışı bırakıyor, ardından bilgisayara bir infostealer (bilgi çalıcı) yerleştiriyor.
🕵️♂️ Saniyeler İçinde Her Şeyi Çalıyor
Bilgisayara sızan bu yazılımın yaptıkları sadece güvenliği zayıflatmakla kalmıyor. Tarayıcı çerezleri, kayıtlı şifreler, SSH anahtarları ve geliştirici tokenleri gibi en hassas verilerinizi saniyeler içinde kopyalayıp saldırgana iletiyor.
Ne yazık ki OpenClaw göründüğü kadar masum bir mecra değil. Çoğu kullanıcı indirdiği skill dosyalarının içeriğine bakma gereği duymuyor ve saldırganlar tam olarak bu güveni istismar ediyor. Eğer aktif bir OpenClaw kullanıcısıysanız clawHub üzerinden indirdiğiniz scriptleri tek tek incelemeniz şart. Unutmayın, burası denetimsiz bir uygulama mağazası gibi çalışıyor ve her dosya potansiyel bir risk taşıyor.
🛡️ Kritik Güvenlik Uyarısı: n8n Sunucularınızı Hemen Güncelleyin
Popüler otomasyon aracı n8n kullananlar için oldukça önemli bir güvenlik açığı haberi gündeme düştü. Keşfedilen yeni açık workflow oluşturma yetkisine sahip herhangi bir kullanıcının tüm sunucuya erişim sağlamasına olanak tanıyor. Yani tanıdığınız ve yetki verdiğiniz bir n8n kullanıcısı, bu açık sayesinde sunucuyu tamamen ele geçirebilitir.
⚙️ Self-Hosting'in Görünmeyen Maliyeti
Birçoğumuz n8n'i Docker üzerinden kurup "kur ve unut" mantığıyla kullanmayı seviyoruz. Ancak kendi sunucunu yönetmenin bedeli de tam olarak bu noktalarda ortaya çıkıyor. Güncellemeleri düzenli takip etmediğinizde sisteminiz savunmasız kalabiliyor.
🔄 Çözüm Basit: Güncelleme
Neyse ki geliştirici ekip hızlı davrandı. Söz konusu açık 1.123.17 ve 2.5.2 sürümleriyle tamamen kapatıldı. Eğer n8n kullanıyorsanız iş akışlarınızın güvenliği için sunucunuzu vakit kaybetmeden son sürüme yükseltmenizde büyük fayda var.
🥸 Mahremiyet
⚖️ WhatsApp Davasının Arkasındaki "Tanıdık" Gölge
Geçtiğimiz hafta bültenimizde ilginç bir iddiadan bahsetmiştik: Bir grup, uçtan uca şifreli olduğu söylenen WhatsApp mesajlarının aslında okunabildiğini iddia ederek Meta'ya dava açmıştı. Olayın perde arkasını biraz kurcalayınca karşımıza oldukça şaşırtıcı bir bağlantı çıkıyor. Davacı tarafın avukatı, o meşhur Pegasus casus yazılımının üreticisi NSO Group'un da avukatlığını yapan isim.
🕵️♂️ İntikam Soğuk Yenen Bir Yemek mi?
Hatırlarsanız Meta ile NSO'nun arası epey bozuk. Meta, geçmişte NSO'ya açtığı davayı kazanmış ve şirketin ciddi yaptırımlarla karşılaşmasına sebep olmuştu. Şimdi ise NSO ile bağlantılı bir hukukçunun "WhatsApp sandığınız kadar güvenli değil" diyerek karşı atağa geçmesi kafalarda soru işaretleri oluşturuyor.
İnsan ister istemez düşünüyor: Bu hamle gerçek bir güvenlik açığının ifşası mı, yoksa NSO cephesinden gelen bir itibar zedeleme girişimi mi? Şimdilik WhatsApp'ın şifreleme mekanizmasında bir "arka kapı" olduğuna dair somut bir kanıt yok. Ancak bu hukuki satrancın nasıl sonuçlanacağını yakından takip etmeye devam edeceğiz.
🐧 Özgür ve Açık Kaynak Yazılım
🌍 Avrupa, ABD Teknolojilerine Karşı Dijital Egemenlik Bayrağını Açıyor
Dijital dünyada köklü bir değişim rüzgârı esiyor. Son dönemde Fransa'nın kamu görevlilerine bazı ABD menşeli teknolojileri kullanmayı yasaklaması ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Microsoft yerine ProtonMail'i tercih etmesi, sıradan birer haberden çok daha fazlasını işaret ediyor. Öyle görünüyor ki Avrupa ve dünyanın geri kalanı, Silikon Vadisi devlerinin gölgesinden çıkıp kendi teknoloji egemenliğini inşa etmeye kararlı.
🔌 "Fişi Çekme" Korkusu ve Güven Sorunu
Bu uzaklaşmanın arkasında yatan sebeplerin başında ABD siyasetindeki mevcut dengesizlikler geliyor olabilir. Ancak mesele sadece siyaset değil, aynı zamanda çok temel bir güvenlik endişesi: "Dijital şalter" problemi. Bir devletin tüm dijital altyapısını dış kaynaklı bir servise emanet etmesi, o servisin istediği an hizmeti durdurma riskini de beraberinde getiriyor. Kimse kritik anlarda fişinin çekilmesini istemez.
🌏 Doğu ve Batı'nın Kendi Yollarını Çizmesi
Fransa ve UCM örnekleri bu hafta manşetleri süsledi ama trend aslında çok daha küresel. Özellikle Doğu ülkeleri bu konuda ciddi mesafe katetmiş durumda. Hindistan'da Zoho ve Koo, Japonya'da devleşen Line, Güney Kore'nin vazgeçilmezi KakaoTalk gibi yerel çözümler, küresel rakiplerine kafa tutuyor hatta onları geride bırakıyor.
Avrupa Birliği ise rotasını daha çok "özgür ve açık kaynak" yazılımlara çevirmiş durumda. Devletlerin bu adımları sadece yerli yazılımı desteklemek için değil, gerçek bir dijital özgürleşme hareketi başlatmak için atıyor olması gelecek adına umut verici.
📉 Yapay Zeka Kodlama Alışkanlıklarımızı Değiştirirken Açık Kaynağı Zayıflatıyor Mu?
Yapay zeka araçlarının kod yazma pratiklerimizi kökten değiştirdiği bir gerçek. Ancak Hackaday'de yayınlanan çarpıcı bir makale, bu kolaylığın açık kaynak dünyasını yavaşça öldürdüğünü iddia ediyor. Sebebi ise oldukça basit aslında. Bir yapay zeka asistanına kod yazdırdığınızda, size genellikle en popüler, en çok veriye sahip "standart" kütüphaneleri öneriyor. Haliyle yeni çıkan, belki de çok daha yenilikçi olan küçük açık kaynak projeler radara giremiyor ve büyüyemiyor.
💬 Forumların Sessizliği ve Dokümantasyonun Sonu
Sorun sadece kütüphane seçimiyle sınırlı değil. Geliştiricilerin davranış biçimleri de başkalaşıyor. Artık kimse oturup uzun uzun dokümantasyon okumuyor, forumlarda tartışmıyor ya da bir hata bulduğunda GitHub'da "issue" açmıyor. Herkes derdini chatbot'a anlatıyor. Bu etkileşim kaybı, projelerin trafik almasını, sponsor bulmasını ve ticari destek görmesini zorlaştırıyor. Topluluk desteğiyle büyüyen projeler, sessizliğe gömülme tehlikesiyle karşı karşıya.
🎵 Yazılım Dünyasında "Spotify Etkisi"
Makalenin dikkat çektiği en ilginç noktalardan biri de "Spotify Etkisi" benzetmesi. Nasıl ki müzik dünyasında gelirlerin %80'i tepedeki bir avuç sanatçıya gidiyor ve geri kalanlar hayatta kalma mücadelesi veriyorsa, açık kaynak dünyası da benzer bir kadere sürükleniyor. Eğer bu eğilim devam ederse, devasa projelerin hüküm sürdüğü ama çeşitliliğin ve yeniliğin azaldığı, tekelleşmiş bir ekosistemle baş başa kalabiliriz.
💻 Donanım
⚔️ Intel'den Dev Hamle: GPU Savaşlarına Resmi Giriş
Teknoloji dünyasında kartlar yeniden dağıtılıyor. Intel CEO’su Lip-Bu Tan, şirketin rotasını üretime ve GPU geliştirmeye çevirdiğini resmen duyurdu. Bu açıklama aslında sessiz bir kabulü de barındırıyor: NVIDIA’nın tek başına hükümdarlığını ilan ettiği yapay zeka ve grafik pazarında varlık göstermeden, sadece işlemci satarak hayatta kalmak artık imkansız.
🏭 Kendi Fabrikanın Gücü
Peki Intel bu zorlu yarışta nasıl öne geçmeyi planlıyor? Şirketin elinde rakiplerinde olmayan gizli bir koz var: Kendi fabrikaları. NVIDIA, tasarladığı çipleri ürettirmek için TSMC’nin kapısını çalmak ve sıraya girmek zorundayken, Intel üretimi "ev içinde" halledebiliyor. Bu durum hem maliyetleri düşürme hem de tedarik zincirini kontrol etme konusunda onlara devasa bir esneklik sağlayabilir.
🧠 Taze Kan ve Rekabetin Güzelliği
Bu stratejiyi hayata geçirmek için Qualcomm gibi devlerden yetenekli mühendisleri kadroya katmaya başladılar bile. Aklınızdan "Acaba tren çoktan kaçtı mı?" sorusu geçiyor olabilir. Belki de haklısınız, pazar epey doymuş durumda. Ancak bir teknoloji tutkunu olarak bu arenaya dişli bir rakibin daha girmesi şahsen beni heyecanlandırıyor. Rekabet ne kadar kızışırsa, kazanan günün sonunda biz tüketiciler oluruz.
📉 Qualcomm Rekor Kırdı Ama Borsada Çakıldı
Teknoloji dünyasında bazen rakamlar harika görünse de perde arkasındaki hikaye bambaşka olabilir. Qualcomm cephesinde tam olarak bu yaşanıyor. Şirket 12,3 milyar dolarlık rekor bir gelir açıklamasına rağmen, yatırımcıları mutlu edemedi ve hisselerinde %11'lik sert bir düşüş gördü. Peki, kasası dolan bir şirket neden değer kaybediyor? Cevap, cebimizdeki telefonların kalbi olan bellek çiplerinde saklı.
🧠 Yapay Zeka Telefonlarımızı "Unutturuyor"
Yapay zeka devrimi o kadar büyük bir donanım açlığı yarattı ki, bellek üreticileri fabrikalarındaki bantları akıllı telefonlar yerine veri merkezlerine çevirdi. Üreticiler için denklem basit: Yapay zeka sunucularında kullanılan yüksek performanslı bellekler çok daha kârlı. Haliyle telefonlarda kullanılan standart DRAM üretimi ikinci plana atıldı, arz azaldı ve fiyatlar tavan yaptı.
Bu durum Qualcomm için ciddi bir baş ağrısı. Şirket, artan bellek maliyetleri yüzünden telefon üretiminin yavaşlayacağını ve önümüzdeki çeyrekte mobil çip gelirlerinin geçen yıla göre 1 milyar dolar eriyebileceğini öngörüyor.
🤖 Rotayı Robotlara Çevirmek
Qualcomm yönetimi de tehlikenin farkında ve yumurtaları aynı sepete koymaktan vazgeçiyor. Sadece telefon çipi satan bir şirket olmaktan çıkıp, insansı robotlar, otomotiv sektörü ve bulut tabanlı yapay zeka işlemcilerine odaklanarak yeni bir kimlik kazanmaya çalışıyorlar.
Yine de kısa vadede fatura maalesef tüketiciye çıkacak gibi duruyor. Yapay zekanın doymak bilmez iştahı, elimizdeki cihazların gelişim hızını frenlemeye başladı bile.
🎮 Valve'ın Yeni Oyuncaklarında Beklenmedik Rötar
Steam dünyasının patronu Valve, merakla beklenen yeni donanım serisiyle ilgili sessizliğini sonunda bozdu. Ancak haberler ne yazık ki pek iç açıcı değil. Şirket; Steam Machine, Steam Frame ve yeni Steam Controller için ne bir fiyat verebiliyor ne de çıkış tarihi. Sebebi ise teknoloji dünyasını köşeye sıkıştıran o tanıdık sorun: Küresel RAM ve depolama krizi.
🔧 Tedarik Zinciri Kırılınca
Bu cihazlar duyurulalı epey zaman oldu ve doğal olarak hepimiz bir gelişme bekliyorduk. Valve, şeffaf bir açıklamayla elinin kolunun bağlı olduğunu itiraf etti. Bileşen fiyatlarındaki belirsizlik ve stok sıkıntıları devam ederken, net bir takvim oluşturmak şu an için imkansız görünüyor. Küresel çapta yaşanan bu donanım darboğazı, sadece PC toplayanları değil, oyun sektörünün devlerini de planlarını rafa kaldırmaya zorluyor. Görünen o ki yeni Steam donanımlarına kavuşmak için biraz daha sabretmemiz gerekecek.
🔌 Teknoloji Devleri Tedarik Krizi İçin Rotayı Çin'e Çevirdi
Küresel bellek krizinin yarattığı darboğaz, teknoloji dünyasında taşları yerinden oynatıyor. Sektörün dev isimleri HP, Dell, Acer ve Asus; tarihlerinde ilk kez tedarik zincirindeki tıkanıklığı aşmak adına gözlerini Çinli bellek üreticilerine çevirdi. Kâr marjları ve üretim sürekliliği söz konusu olunca, yıllardır süregelen “güvenlik” tartışmaları şimdilik ikinci plana atılmış gibi görünüyor.
🏭 Devler Test Sürecini Başlattı
Gelen bilgilere göre Dell ve HP, Çinli üretici CXMT’nin ürünlerini çoktan test aşamasına sokmuş durumda. Asus cephesinde ise iş ortaklarına net bir talimat var: Çin’den güvenilir bellek kaynakları bulunması isteniyor. Bu hamle, markaların krizden çıkış yolu olarak Çinli çipleri ciddi bir alternatif olarak gördüğünü kanıtlar nitelikte. Konuyla ilgili detaylara buradan göz atabilirsiniz.
🛡️ Güvenlik Endişeleri Rafa mı Kalkıyor?
Yıllardır teknoloji kulislerinde sıkça konuşulan "Çinli çiplerde arka kapı var mı?" sorusu, şirketlerin bilançoları tehlikeye girdiğinde sessizliğe gömülüyor. Ticaretin doğası gereği kriz anlarında pragmatizm ön plana çıkıyor. Eğer Çin menşeli DRAM’lerin kalitesinde bir sorun yaşanmazsa, bu rekabetin artması anlamına gelir ki en nihayetinde tüketicinin işine yarayabilir. Ancak bunun piyasaya yansımalarını görmek için sürecin biraz daha olgunlaşmasını beklememiz gerekiyor.
📰 Bahsetmeye Değer Haberler
⏳ Vikipedi’nin Kuşak Sancısı ve Yapay Zeka Çıkmazı
İnternetin hafızası Vikipedi şu sıralar ciddi bir varoluş kriziyle karşı karşıya. Yıllardır başvurduğumuz bu devasa kütüphane, aslında gönüllü bir ordu tarafından ayakta tutuluyor. Ancak veriler gösteriyor ki o ordu giderek yaşlanıyor. 2010 yılında ortalama yaşları 20’lerde olan editör kadrosu, bugün 40-50 yaş bandına yerleşmiş durumda.
Sorun şu ki arkadan gelen bir "yedek kuvvet" yok. Alpha ve Z kuşağı, sayfalarca süren metinleri okumaktan pek hazzetmiyor; onlar daha çok görsel, hap gibi ve hızlı tüketilebilen içeriklerin peşinde.
🛑 Değişime Direnen "Eski Topraklar"
Mevcut editör kadrosu ile yeni neslin beklentileri arasında derin bir uçurum var. Wikimedia Vakfı bu açığı kapatmak için yakın zamanda "yapay zeka destekli makale özetleri" özelliğini denemeye kalktı. Ancak kıdemli editörler bu hamleyi tam anlamıyla bir "rezalet" olarak nitelendirdi ve özellik 24 saat bile dayanamadan geri çekildi.
İçerideki bu direnç, platformun modernleşmesinin önündeki en büyük engel gibi görünüyor.
🤖 Kaynağa Gitmeyen Trafik
İşin bir de kullanıcı tarafı var. Artık insanlar merak ettikleri bir konuyu Vikipedi'de araştırmak yerine doğrudan yapay zekaya soruyor. Yapay zeka modelleri de bilgiyi okuyup süzüyor ve kullanıcıya hazır tabakta sunuyor. Çoğu zaman "daha fazlası için şuraya tıkla" gibi bir yönlendirme de yapmıyor.
Bu gidişat Vikipedi'nin trafiğini bıçak gibi kesebilir. Kullanılmayan, tıklanmayan ve yeni editör çekemeyen bir platformun zamanla yavaşlayıp hantallaşması kaçınılmaz. Vikipedi'nin hayatta kalmak istiyorsa inadı bırakıp yeni jenerasyonun dilini konuşmaya başlaması şart.
🤝 Sponsor: Thesys ile Metin Duvarlarından Kurtulun
Yapay zeka modelleri ne kadar zeki olursa olsun, günün sonunda hepimiz aynı sorunla yüzleşiyoruz: bitmek bilmeyen yazılar. Yapay zeka devrimini yaşıyoruz ama arayüzlerimiz hala 80'lerin terminal ekranlarını andırıyor.
İşte tam bu noktada, bültenimizin sponsoru Thesys sahneye çıkıyor.

Thesys geliştirdiği C1 Generative UI API ile yapay zeka deneyimini bir üst seviyeye taşıyor. Artık kullanıcılarınıza uzun metinler okutmak zorunda değilsiniz. Thesys sayesinde yapay zeka çıktıları anında tıklanabilir grafiklere, doldurulabilir formlara veya interaktif kartlara dönüşüyor.


İstatistikler de bu değişimi destekliyor; kullanıcıların büyük çoğunluğu düz metin yerine etkileşimli görselleri tercih ediyor.
Sistemin en güzel yanı ise uygulamanızın tasarım diline (UI Kit) kusursuzca uyum sağlaması. Yapay zekanın ürettiği arayüzler dışarıdan eklenmiş bir yama gibi değil, ürününüzün doğal bir parçası gibi duruyor. Günler süren frontend işlerini saniyelere indiren bu teknoloji, bakım maliyetlerini düşürürken pazara çıkış sürenizi inanılmaz hızlandırıyor.
Uygulamanızı sıkıcı bir sohbet botundan gerçek bir asistana dönüştürmek isterseniz, buradan Thesys'i inceleyebilir ve demolarına göz atabilirsiniz. Bültenin bu bölümünde verdikleri destek için kendilerine teşekkürler.
Bu haftaki bültenin de sonuna geldik, haftaya görüşmek üzere!