📹 Mahremiyet Kalmadı: Büyük Gizli Kamera Ağı İfşa Edildi - Hafta 7/2026
Herkese selamlar dostlar yeni bir bölüme hoş geldiniz. Bugün 15 Şubat 2026.
- 📹Haftanın Olayı: Çin'de Otel Odalarına Gizli Kamera Ağları Kuruldu
-
🤖 Yapay Zeka
- 🔍 Antropic Yapay Zeka İle Açık Kaynaklı Yazılımlarda Açıklar Buldu
- 💻 Anthropic 16 Yapay Zeka Ajanı İle C Derleyicisi Yazdırdı
- 🇨🇳 Çinli Z.ai Dünyanın En İyi 3. Büyük Dil Modelini Yayınladı
- 🚪 Yapay Zeka Devlerinde Büyük İstifa Dalgaları Yaşandı
- ⚡ OpenAI Saniyede 1000 Token Üreten Yeni Modelini Duyurdu
- 🔒 Güvenlik
- 🥸 Mahremiyet
- 💻 Donanım
-
📰 Bahsetmeye Değer Haberler
- 🇹🇷 Reddit Türkiye'de Resmi Şirket Kurma Kararı Aldı
- 📱 Avrupa Birliği TikTok'u Bağımlılık Yaptığını Tescilledi
- 🎵 YouTube Müzik Şarkı Sözlerini Ücretli Hale Getirdi
- 🆔 Discord Kullanıcılara Zorunlu Yaş Doğrulaması Getirdi
- 🌑 Elon Musk SpaceX'in Önceliğini Ay'a Şehir Kurmaya Çevirdi
- 📞 WhatsApp Web Üzerinden Sesli Ve Görüntülü Görüşme Başladı
- 🤝 Sponsor: Thesys ile Metin Duvarlarından Kurtulun
📹Haftanın Olayı: Çin'de Otel Odalarına Gizli Kamera Ağları Kuruldu
Tatil planlarınıza veya iş seyahatlerinize gölge düşürecek endişe verici bir gelişmeyle karşınızdayım. Çin'de patlak veren son skandal dijital mahremiyetin aslında ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha yüzümüze çarpıyor. BBC tarafından yürütülen 18 aylık kapsamlı araştırma, otel odalarının Telegram üzerinden binlerce aboneye 7/24 canlı izlettirildiği devasa bir röntgencilik ağını ortaya çıkardı.
🔌 Duvarın İçindeki Görünmez Göz
İşin teknik boyutu gerçekten insanın kanını donduruyor. Bahsettiğimiz cihazlar pilli veya şarjlı basit aletler değil. Saldırganlar kameraları havalandırma ünitelerinin içine gizleyip doğrudan binanın elektrik şebekesine bağlıyorlar. Yani "şarjı bitti" derdi yok, yayın kesintisiz devam ediyor.
Daha da kötüsü piyasada "casus kamera bulucu" diye satılan standart dedektörlerin çoğu bu profesyonel düzenekler karşısında çaresiz. Lensler o kadar ustaca gizleniyor ki profesyonel ekipmanınız yoksa fark etmeniz neredeyse imkansız hale geliyor.
🫣 65 Dolara Başkasının Hayatını Satın Almak
Olayın sosyolojik boyutu da en az teknik kısmı kadar karanlık. İnsanlar tanımadıkları kişilerin otel odalarındaki en mahrem anlarını izleyebilmek için aylık 65 dolar gibi rakamları gözden çıkarıyor. Talep o kadar fazla ki Telegram üzerinde bu iş için kurulmuş özel abonelik grupları var. Raporlama üzerine bazı gruplar kapatılsa da bu yasadışı pazar bir şekilde varlığını sürdürmeyi başarıyor.
İnsanın aklına ister istemez "Bu sadece Çin ile mi sınırlı?" sorusu geliyor. Teknik becerisi olan kötü niyetli birinin bunu dünyanın herhangi bir yerinde (Türkiye dahil) yapmaması için aslında hiçbir engel yok. Otellerin de her müşteri çıkışında dedektörlerle duvar taraması yapması operasyonel olarak pek mümkün görünmüyor. Seyahate çıkarken "acaba izleniyor muyum" paranoyası maalesef artık valizimizin bir parçası olacak gibi. Yetkililerin çok ağır cezalar getirmesi şart olsa da tespit edilemeyen suçun cezası da ne yazık ki verilemiyor.
🤖 Yapay Zeka
🔍 Antropic Yapay Zeka İle Açık Kaynaklı Yazılımlarda Açıklar Buldu
Anthropic, son bombasını patlattı: Claude Opus 4.6 modelini kullanarak popüler açık kaynak uygulamalarda tam 500 güvenlik açığı tespit ettiklerini duyurdu. Yanlış okumadınız, eğer bu iddialar doğrulanırsa, tek bir yapay zeka modeli bağımsız olarak yüzlerce kritik hatayı gün yüzüne çıkarmış demektir.
Şimdilik "iddia" olarak yaklaşıyoruz çünkü siber güvenlik dünyasının yazılı olmayan kuralı burada da işliyor: Bir açık bulunduğunda detayları hemen ifşa edilmez. Geliştiricilere hatayı yamamaları için belirli bir süre tanınır, o pencere henüz kapanmış değil.
🕵️♂️ Kod Dedektifi Nasıl Çalıştı?
İşin asıl ilginç kısmı, Opus 4.6’nın bu açıkları nasıl avladığında gizli. Yapay zeka, rastgele kod satırlarını taramak yerine çok daha zeki bir strateji izlemiş: Commit geçmişini incelemek.
Önce geliştiricilerin geçmişte hangi hataları düzelttiğine bakmış, sonra da "Acaba bu hatanın aynısı veya benzeri kodun başka bir yerinde unutulmuş olabilir mi?" mantığıyla iz sürmüş. Yani bir nevi dijital dedektiflik yaparak geliştiricinin zihnini okumaya çalışmış.
🏗️ Eskiyen Altyapılar ve Geleceğin Riski
Bu gelişme, aslında buzdağının görünen yüzü olabilir. Dijital dünyamızın büyük bir bölümü, yıllar önce yazılmış ve artık eskimeye yüz tutmuş altyapılar üzerinde duruyor. Temel ihtiyaçlarımızı karşılayan bu kodlar, modern yapay zekaların keskin gözleri karşısında savunmasız kalabilir.
Eğer yapay zeka araçlarına erişimi olan herkes bu kadar kolay açık bulabilir hale gelirse, önümüzdeki dönemde bizi ciddi dijital aksaklıklar bekliyor olabilir. Eski kodları yamamak, yapay zekanın hızına yetişmekten çok daha zorlu bir sınava dönüşmek üzere.
💻 Anthropic 16 Yapay Zeka Ajanı İle C Derleyicisi Yazdırdı
Anthropic araştırmacısı Nicholas Carlini ilginç bir deney yaptı ve 16 farklı Claude Opus 4.6 ajanını bir araya getirdi. Hedef? Sıfırdan çalışan bir C derleyicisi yazmak. Sonuçta ortaya çıkan tablo hem yapay zekanın gücünü hem de henüz aşamadığı sınırları net bir şekilde gösteriyor.
🕹️ Doom Oynatan Kodlar
Bu dijital ekip, iki hafta boyunca 2000 oturumda çalışarak 20.000 dolarlık bir API masrafı çıkardı. Karşılığında Rust tabanlı ve 100.000 satırlık devasa bir kod yığını oluşturdular. Şaşırtıcı olan şu ki, bu derleyici Linux çekirdeğini başlatabiliyor ve hatta Doom çalıştırabiliyor. Üstelik projede bir "yönetici" yoktu; ajanlar sorunları Git üzerinden haberleşerek kendi aralarında çözüp görev paylaşımı yaptılar.
🚧 Kaosun Başladığı Nokta
Ancak her şey güllük gülistanlık değil. Proje 100.000 satırlık koda ulaştığında işler sarpa sarmaya başladı. Ajanlar bir hatayı düzeltmeye çalışırken başka bir yeri bozmaya, tabiri caizse saçmalamaya başladılar. Üretilen derleyici çalışıyor olsa da insanların yazdığı GCC kadar optimize değil. Ayrıca "otonom" denilse de hikayenin arka planında Nicholas Carlini test sistemlerini kurmak ve ajanların tıkandığı noktaları açmak için ciddi bir mesai harcadı.
🧠 Ezber mi, Yetenek mi?
Claude zaten mevcut C derleyicileriyle eğitildiği için aslında bildiği bir şeyi hatırlayıp yeniden üretiyor diyebilirsiniz. Bu bakış açısı yanlış değil ancak yine de sıfırdan çalışan bir sistem kurmaları etkileyici. Yine de projenin belli bir karmaşıklıktan sonra kontrolden çıkması, kod tabanını tamamen yapay zekaya emanet etmek için henüz erken olduğunu gösteriyor. Direksiyonda hala bir insan denetimine ihtiyaç var.
🇨🇳 Çinli Z.ai Dünyanın En İyi 3. Büyük Dil Modelini Yayınladı
Yapay zeka dünyasında kartlar yeniden dağıtılıyor. Çin merkezli Z.AI, masaya yumruğunu sert vurdu ve yeni amiral gemisi GLM-5'i sahneye çıkardı. Rakamlar baş döndürücü: 744 milyar parametre ve 28.5 trilyon tokenlık devasa bir eğitim seti. Bu modelin sadece kağıt üzerinde güçlü olmadığını, akıl yürütme ve kodlama gibi kritik görevlerde açık kaynak dünyasının zirvesine yerleştiğini görüyoruz.
ArtificialAnalysis.ai verilerine göre GLM-5, şu an genel zeka sıralamasında dünyanın en iyi üçüncü modeli konumunda.

Hemen önünde yer alan iki Amerikan kapalı kaynak modele (ki Gemini 3 Pro'yu geride bırakmış durumda) performans olarak çok yakın, maliyet olarak ise çok daha erişilebilir bir alternatif sunuyor.

📂 Kopyala-Yapıştır Devri Bitiyor
GLM-5'in getirdiği en büyük pratik yeniliklerden biri dosya üretimi. Artık yapay zekanın verdiği cevabı alıp Word veya Excel'e yapıştırmakla uğraşmanıza gerek kalmıyor. Model, isteğinize göre uçtan uca hazır .docx, .pdf veya .xlsx dosyaları oluşturabiliyor. Yayınlanan iç testlerde Claude Opus 4.5 ve GPT 5.2 gibi devleri bazı kalemlerde geçtiği, çoğunda ise başa baş bir mücadele verdiği görülüyor.

Özelikle Claude'un son dönemde artan kısıtlamaları ve performans dalgalanmaları düşünüldüğünde, Z.AI ve Moonshot gibi oyuncuların rekabeti kızıştırması hepimiz için sevindirici. Açık kaynak modeller, kapalı kutu sistemlerle arasındaki farkı hızla kapatıyor.
🚪 Yapay Zeka Devlerinde Büyük İstifa Dalgaları Yaşandı
Bu hafta Silikon Vadisi'nin koridorları alışılmadık derecede hareketliydi. Sektörün en büyük oyuncularında peş peşe gelen istifalar, kapalı kapılar ardında dönen etik tartışmalarını bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Şirketlerin büyüme hırsı ile güvenlik kaygıları arasındaki makas giderek açılıyor gibi görünüyor.
🎯 ChatGPT Yeni Facebook Olur mu?
OpenAI cephesinde sular durulmuyor. Şirketin araştırmacısı ve ekonomist Zoe Hitzig, reklam politikalarına duyduğu derin tepki nedeniyle görevinden ayrıldı. Hitzig'in uyarısı oldukça net ve bir o kadar da ürkütücü: ChatGPT ile paylaştığımız sırlarımızın, sağlık endişelerimizin veya en mahrem inançlarımızın reklam hedeflemesi için kullanılması emsalsiz bir risk taşıyor. Sohbet botunun sizi belki de en yakın arkadaşınızdan daha iyi tanıdığı bir dünyada, bu verilerin ticari bir silaha dönüşmesi akıllara doğrudan Cambridge Analytica skandalını ve Facebook'un karanlık günlerini getiriyor.
🚨 "Güvenli" Limanda Fırtına
Kendini sektörün "sorumlu ve güvenli" limanı olarak konumlandıran Anthropic tarafında da işler karışık. Şirketin güvenlik lideri Mrinank Sharma, içerideki ekiplerin temel değerleri bir kenara bırakmaları için baskı gördüğünü iddia ediyor. Dışarıya güven pazarlayan bir firmanın, içeride o güvenliği inşa edenleri susturmaya çalışması epey ironik bir tablo çiziyor.
📉 Musk'ın Cephesinde Kayıplar
Sarsıntı sadece bu iki şirketle sınırlı kalmadı. Elon Musk'ın xAI girişiminde de kurucu ortakların dahil olduğu toplam 9 kişilik kritik bir ekip masadan kalktı. Henüz caydırıcı bir devlet yaptırımının olmadığı, etik sınırların tamamen şirketlerin inisiyatifine bırakıldığı bu vahşi batı düzeninde suların daha uzun süre durulmayacağı aşikar.
⚡ OpenAI Saniyede 1000 Token Üreten Yeni Modelini Duyurdu
OpenAI, yeni kodlama modeli GPT-5.3-Codex-Spark'ı duyurdu. Ancak bu modeli özel kılan sadece yeni olması değil, çalışma hızı ve arkasındaki donanım tercihi. Saniyede tam 1000 token üretebilen bir modelden bahsediyoruz. Rakiplerine baktığımızda Opus 4.6 saniyede 42, Gemini 3 Flash Pro ise 75 token seviyelerinde kalıyor. Aradaki fark gerçekten uçurum.
🍽️ Yemek Tabağı Büyüklüğünde Çipler
Bu inanılmaz hızın arkasındaki sır ise donanımda. OpenAI bu sefer alışılagelmiş NVIDIA GPU'larını değil, Cerebras’ın geliştirdiği devasa işlemcileri tercih etti. Nvidia yerine Cerebras Wafer Scale Engine 3 adı verilen, yemek tabağı büyüklüğündeki bu özel çipler, modelin çalışma verimini katlıyor.
Şirket bir süredir NVIDIA'nın sektördeki hakimiyetinden sıyrılmak için farklı alternatifler arıyordu. Eğitim aşamasında hala NVIDIA'ya bağlı kalsalar da, modeli canlıya alıp çalıştırma (inference) konusunda NVIDIA'nın yavaş kaldığını düşünüyorlar. Cerebras ile yapılan bu iş birliği de tam bu noktada devreye giriyor.
🏎️ Ferrari Hızı, Ama Pist Belli
Yalnız hemen heyecana kapılmayalım; saniyede 1000 token kulağa fantastik gelse de Codex-Spark’ın zekası ana modeller kadar derin değil. Karmaşık mimari tasarımlardan ziyade, kod çevirileri veya daha basit ve tekrara dayalı görevler için biçilmiş kaftan. Yapacağınız işi diğer modellerin onda biri sürede bitirmesi muazzam bir avantaj.
Yine de bu gelişme bize geleceğin ipuçlarını veriyor. Bugün basit işler için kullandığımız bu hızın, yarın en zeki modellerimize de geldiğini görmek için sabırsızlanıyoruz.
🔒 Güvenlik
🛠️ AMD Otomatik Güncelleme Yazılımında Ciddi Güvenlik Açığı Çıktı
Bazen büyük teknoloji şirketlerinin bile stajyer seviyesinde hatalar yapabildiğine tanık oluyoruz, ancak AMD'nin bu son hamlesi durumu bir adım öteye taşıyor. Şirketin otomatik güncelleme yazılımında keşfedilen kritik bir açık, teknoloji dünyasında "kriz yönetimi nasıl yapılmaz" dersine dönüştü.
🔓 Kapılar Sonu Kadar Açık Bırakılmış
Hikaye MrBruh isimli bir güvenlik araştırmacısının AMD'nin AutoUpdate yazılımını incelemesiyle başlıyor. Yazılımın güncellemeleri güvenli https yerine şifresiz http bağlantısı üzerinden indirdiğini fark ediyor. Bu ne anlama geliyor? Aynı ağda bulunan herhangi bir kötü niyetli kişi, giden isteği kolayca manipüle edebilir ve size güncelleme yerine zararlı bir dosya yükletebilir.
Daha da vahimi, AMD uygulaması indirdiği .exe dosyasını hiçbir şekilde doğrulamıyor. Yani "Bu dosya gerçekten benim sunucumdan mı geldi, yoksa yolda değiştirildi mi?" diye sormadan, önüne gelen dosyayı çalıştırıyor. İndirilen paketin hash kontrolünün yapılmaması ve güvensiz protokol kullanımı, modern yazılım dünyasında affedilmesi zor ihmallerden.
🔇 Çözüm Yerine Baskı
Olayın teknik kısmından daha ilginç olan ise AMD'nin tepkisi. Araştırmacı bu devasa açığı rapor ettiğinde, şirket birkaç saat içinde "kapsam dışı - düzeltilmeyecek" şeklinde şaşırtıcı bir dönüş yapıyor. Araştırmacı da doğal olarak bulgularını blogunda yayınlıyor.
Konu sosyal medyada viral olup tepkiler çığ gibi büyüyünce, AMD panikleyerek sorunu çözmek yerine araştırmacıya ihtarname gönderiyor ve yazının kaldırılmasını talep ediyor. Tam bir iletişim felaketi. Olayın bu kadar büyümesinin ardından umarız güvenlik yaması dağıtıma çıkmıştır; ancak firmaların "güncellemeleri otomatik yapın" ısrarı ile güvenlik standartları arasındaki bu uçurum düşündürücü.
🔓 42.900 OpenClaw Arayüzü Kabak Gibi Ortada
İnternet dünyasının yeni kabusu, kullanışlı yapay zeka aracı OpenClaw (eski adıyla Clawdbot) üzerinden geliyor. Yapılan son araştırmalar, herkese açık ve şifresiz şekilde internete sunulan tam 42.900 adet OpenClaw arayüzü olduğunu ortaya çıkardı. Bu sadece basit bir veri sızıntısı değil; sistemin tam kontrolünü dışarıya altın tepside sunmak demek.

🚨 "Tam Erişim" Ne Demek?
OpenClaw, bilgisayarınızı tamamen kontrol edebilen otonom bir yapıya sahip. Bu arayüzü yanlış yapılandırıp dışarıya açtığınızda, aslında evinizin anahtarını paspasın altına koymuş oluyorsunuz. Araştırmada tespit edilen binlerce kullanıcı, farkında olmadan saldırganlara sistemlerinde diledikleri gibi at koşturma izni vermiş durumda.

📺 Uyarılar Kulak Ardı Edildi
Hatırlarsanız kanalda bu konuda iki farklı video yayınlamıştık. İlk videoda güvenlik risklerinden bahsetmiş olmama rağmen, yorumlardan anladığım kadarıyla pek çok kişi işin bu kısmını "teknik detay" diyerek atlamıştı. "Clickbait" eleştirilerine rağmen ikinci videoyu çekmemdeki asıl sebep de tam olarak buydu: Bu tehlikenin kapıda olduğunu biliyordum.
Eğer şu an bu aracı kullanıyorsanız dashboard'unuzu sakın dışarıya açık bırakmayın. Yapacağınız en ufak bir yapılandırma hatası, tüm dijital varlığınızın ele geçirilmesine neden olabilir. Güvenlik ayarlarını doğru yaptığınızdan emin olun.
📝 Microsoft Notepad'e Gelen Markdown Desteğinde Açık Keşfedildi
Geçtiğimiz hafta Notepad uygulamasına gelen Markdown desteğinden bahsederken aslında oldukça umutluyduk. Ancak görünen o ki bu yenilik, siber saldırganların sisteminize sızması için arka kapıyı aralık bırakmış. Sorunun kaynağı, uygulamanın içerisindeki Markdown motorunun bağlantıları işleme şekli. Normal şartlarda sadece internet linklerini (http/https) tanıması gereken sistem, file:// veya ms-appx:// gibi yerel protokolleri de çalıştırılabilir hale getirmiş. Yani size gönderilen masum görünümlü bir metin dosyasındaki linke tıkladığınızda, farkında olmadan bilgisayarınızda uzaktan kod çalıştırılmasına izin vermiş oluyorsunuz.
🛑 Sadelik Nereye Kayboldu?
İşin asıl ironik tarafı Notepad’in varoluş amacı. Kullanıcılar yıllardır bu uygulamadan sadece iki şey bekliyor: Hız ve sadelik. Microsoft ise inatla kimsenin talep etmediği karmaşık özellikleri bu basit araca eklemeye devam ediyor. Bu kadar özellik yığılınca da kalite kontrol süreçlerinde temel güvenlik açıklarının gözden kaçması kaçınılmaz oluyor. Şirket CEO'sunun geçtiğimiz yıl verdiği "bir numaralı önceliğimiz güvenlik olacak" sözü, bu tür basit hatalarla yan yana geldiğinde inandırıcılığını yitiriyor.
🛡️ Tehlike Şimdilik Bertaraf Edildi
Neyse ki Microsoft hatasını fark edip gerekli yamayı hızlıca yayınladı. Sistem güncellemelerinizi bekletmeden yaparsanız şu an için güvendesiniz. Yine de en basit metin düzenleyicinin bile potansiyel bir güvenlik riskine dönüşebildiği bu yeni dünyada, her tıklamayı iki kez düşünmekte fayda var.
🥸 Mahremiyet
🕵️♂️ Windscribe'ın RAM Tabanlı Sunucuları Hollanda'da Ele Geçirildi
Ünlü VPN sağlayıcısı Windscribe, geçtiğimiz günlerde oldukça garip bir olayla gündeme geldi. Hollanda’daki veri merkezinde bulunan sunucularından ikisinin, yetkililer tarafından herhangi bir yasal izin gösterilmeden alıp götürüldüğü ortaya çıktı. Durum aslında tam bir "fiziksel el koyma" hikayesi; yani birileri gelip makineyi fişten çekip götürmüş.

🔌 Fişi Çekince Biten Sırlar
İşin en can alıcı noktası ise şu: Windscribe gibi gizlilik odaklı firmalar genellikle sunucularını "diskless" (disksiz) yapıda, yani sadece RAM üzerinde çalıştırır.
Windscribe ekibi de tam olarak buna güveniyor. Kanada merkezli şirket, sistemin tamamen RAM bellek üzerinde döndüğünü, dolayısıyla sunucu güçten kesildiği anda içerisindeki tüm verilerin buhar olup uçtuğunu belirtiyor. Eğer iddia ettikleri gibi bir mimari kurdularsa, sunucuyu alan yetkililerin elinde şu an sadece soğuk bir metal yığınından başka bir şey yok demektir.
⚖️ İzinsiz Müdahale Tartışması
Olayın bir diğer boyutu da hukuki süreç. Bir sunucunun mahkeme kararı veya resmi bir tebligat olmadan veri merkezinden sökülüp götürülmesi, Avrupa'nın göbeğinde bile veri güvenliğinin ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu gösteriyor.
Bu olay, "Sadece RAM üzerinde çalışıyoruz" iddiasında bulunan VPN servislerinin neden bu kadar önemli olduğunun canlı bir kanıtı gibi. Disk yoksa, geride bırakılacak bir iz de yok. Bakalım Hollanda makamlarından bu garip el koyma işlemiyle ilgili resmi bir açıklama gelecek mi?
💻 Donanım
🎮 NVIDIA Yapay Zekaya Odaklanmak İçin Ekran Kartı Üretimini Durdurabilir
Nvidia cephesinden gelen haberler, PC oyuncularının pek de hoşuna gitmeyecek türden. Şirketin 30 yıllık tarihinde bir ilke imza atarak, 2026 yılında hiçbir yeni oyuncu ekran kartı piyasaya sürmeyeceği iddia ediliyor. Söylentilerin kaynağı, yönetim katına veya büyük tedarikçilere yakınlığıyla bilinen The Information. Eğer bu iddia doğruysa, teknoloji devi tamamen rotayı yapay zekaya kırıyor demektir.
📉 Kar Marjı Belirleyici Oldu
Asıl sebep oldukça tanıdık: Küresel RAM krizi. Nvidia elindeki kısıtlı video bellek stoklarını, oyuncu kartlarına harcamak yerine kârlılık oranı çok daha yüksek olan yapay zeka çiplerine ayırmak istiyor. Bir zamanlar şirketin varoluş sebebi olan oyuncular, şimdi yapay zeka yarışında ayak bağı gibi görünüyor olabilir. Nvidia'nın önceliği artık net bir şekilde kurumsal AI pazarında.
💸 Ekran Kartı Fiyatları Ne Olacak?
Yeni kart gelmiyor diye eski kartların ucuzlayacağını düşünenler yanılabilir. Üretimin kısılması veya durması, mevcut RTX 5000 serisi gibi kartların bulunabilirliğini azaltarak fiyatları yukarı çekebilir. Piyasada suni bir kıtlık ve buna bağlı karaborsa etkisi görmemiz şaşırtıcı olmaz.
⚔️ Rakipler İçin Altın Fırsat
Nvidia sahneyi boş bırakırsa gözler doğal olarak AMD ve Intel’e dönecek. Intel, ekran kartı tarafında ciddi atılımlar yapacağını zaten duyurmuştu. Piyasa liderinin bir yıl boyunca sessiz kalması, rakiplerin oyuncuları kendi saflarına çekmesi için bulunmaz bir şans yaratabilir. Kartların yeniden dağıtıldığı bir 2026 bizi bekliyor.
🚗 Tesla Otopilot Modundayken Yaşanan Kaza Tartışma Yarattı
İstanbul'da gerçekleşen bir kazada, bir Tesla sürücüsü aracın otopilot modundayken kontrolü kaybedip aniden ters şeride daldığını iddia ediyor. Hızla akan trafikte yaşanan bu kaosta, sürücünün en büyük şikayeti ise çarpışmaya rağmen hava yastıklarının açılmamış olması.
🤖 Teknolojiye Güvenmenin Sınırları
Tesla cephesinden gelen yanıt şaşırtıcı değil. Şirket verileri inceledikten sonra klasik savunmasını yaptı: "Kullanıcı hatası." Tesla'nın "otonom sürüş" vizyonu ile gerçek hayat arasındaki bu uçurum, teknolojinin sınırlarını bir kez daha sorgulatıyor. Hem "kendi kendine gitsin" deyip hem de "her an tetikte ol" demek, pratikte ne kadar güvenli?
📰 Bahsetmeye Değer Haberler
🇹🇷 Reddit Türkiye'de Resmi Şirket Kurma Kararı Aldı
Çevrimiçi toplulukların kalbi Reddit, Türkiye ile olan ilişkisini bir üst seviyeye taşıyarak fiziksel varlığını resmileştirdi. Şişli merkezli kurulan "Reddit İstanbul Online Platform Hizmetleri Limited Şirketi" ile platform artık resmen Türk ticaret siciline girmiş durumda. Şirketin başında Benjamin Seong Lee var ve faaliyet alanı dijital reklamcılıktan uygulama geliştirmeye kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
⚖️ Yasal Zorunlulukların Ayak Sesleri
Bu hamlenin zamanlaması elbette tesadüf değil. Türkiye'deki sosyal medya yasaları gereği, günlük erişimi belirli bir sayının üzerindeki platformların ülkede yasal temsilci bulundurması şart. Reddit bugüne kadar bu konuda sessiz kalmayı tercih etse de, artan reklam gelirleri ve vergilendirme regülasyonlarına tam uyum sağlama ihtiyacı şirketi bu adımı atmaya zorlamış görünüyor. Kuruluş detaylarını incelediğimizde, girişimin 50 bin TL sermaye ile başladığını görüyoruz.
🔒 Sansür Endişesi ve Alternatif Arayışlar
Madalyonun diğer yüzünde ise kullanıcıların haklı endişeleri var. Reddit'in Türkiye'de fiziksel bir ofis ve muhatap bulundurması, devletin içerik kaldırma veya veri talep etme süreçlerini çok daha hızlı işletebileceği anlamına geliyor. Anonimliğin kalesi olarak görülen platformda sansür mekanizmasının devreye girebileceği korkusu, bazı kullanıcıları şimdiden harekete geçirdi. Merkeziyetsiz ve açık kaynaklı bir alternatif olan Lemmy, bu süreçte dijital göçün yeni adresi olmaya başlamış bile.
📱 Avrupa Birliği TikTok'un Bağımlılık Yaptığını Tescilledi
Avrupa Birliği, resmi bir soruşturmanın ilk bulgularını yayınladı ve tarihte belki de ilk kez bir uygulamanın tasarımını insan sağlığına yönelik bir tehdit olarak tanımladı. Konu bildiğimiz o meşhur sonsuz kaydırma, otomatik oynatma ve kişiselleştirilmiş öneri motorları. AB yetkilileri, TikTok'un bu özelliklerinin yasa dışı ve bağımlılık yaratan bir tasarım olduğunu açıkça belirtti. Bu sadece teknik bir eleştiri değil; bir uygulamanın "silah" olarak nitelendirilmesi dijital dünyada işlerin rengini değiştirecek bir milat olabilir.
🧠 Gelecekten Bakınca Bugünün Sosyal Medyası
Şöyle bir durup düşününce, bugün normalleştirdiğimiz bu sisteme gelecekte büyük bir hayretle bakılacağına eminim. Sosyal medya platformları ve özellikle TikTok'un icat edip tüm sektöre yaydığı bu "dopamin döngüsü", gerçekten de bağımlılık üzerine kurulu. Asıl mesele şu: Bizi uyaran, durduran bir mekanizma yok. Başka her saçmalık için telefonumuza bildirim yağarken, "Kardeşim iki saattir buradasın, kendine gel" diyen bir uyarı göremezsiniz. Çünkü sistem tam tersine, o zamanın nasıl geçtiğini fark etmemeniz üzerine kurulu.
⏳ Farkındalığı Yok Etme Stratejisi
Avrupa Birliği'nin bu ön kararı aslında benim uzun süredir savunduğum bir gerçeği doğruluyor. Ben kendi hayatımdaki negatif etkilerini gördüğüm için bu platformları çoktan "diyet listeme" aldım. Bir içerik üreticisi olarak bile yalnızca işimi halledip çıkacak kadar, oldukça kısıtlı ve bilinçli kullanıyorum. Size de aynısını hararetle tavsiye ederim. RSS ile içerik takip etmemin sebebi nostalji değil, zihinsel berraklığımı korumak. Üst düzey bir iş ortaya koymak istiyorsanız hormonal dengenizi ve akıl sağlığınızı bu algoritmaların eline bırakamazsınız.
🔔 Yasak Değil, Şeffaflık Gerekli
AB'nin bu hamlesine sevindim ama mesele yasaklamak olmamalı. Çok basit bir yaptırım bile her şeyi değiştirebilir: Her 30 dakikada bir kullanıcıya ne kadar süredir ekrana baktığını hatırlatan zorunlu bir bildirim gelse, kullanım oranları ciddi şekilde düşer. Uygulamaların bunu kendiliğinden yapmamasının tek sebebi var; ne kadar derin bir bağımlılık içinde olduğumuzun farkına varmamızı asla istemiyorlar.
🎵 YouTube Müzik Şarkı Sözlerini Ücretli Hale Getirdi
Müzik dinlerken şarkıya eşlik etmeyi sevenler için oldukça tatsız bir gelişme var. YouTube Müzik, platformun en temel işlevlerinden biri olan şarkı sözü görüntüleme özelliğini Premium abonelik şartına bağladı. Eğer ücretsiz sürüm kullanıyorsanız özgürlüğünüz kısıtlanıyor; bundan böyle günde sadece 5 kere şarkı sözü açabileceksiniz.
🔒 Altı Üstü Bir Metin Değil mi?
Şirketin bu hamlesi akıllara ciddi soru işaretleri getiriyor. YouTube yıllık milyarlarca dolar gelir elde eden devasa bir yapı ve halihazırda 325 milyon Premium abonesi bulunuyor. Zaten reklam izleyerek platforma katkı sağlayan kullanıcılardan, basit bir metin dosyasını bile esirgemek ne kadar adil? Verilen hizmetin maliyeti düşünüldüğünde, şarkı sözlerini ödeme duvarının arkasına saklamak inovasyondan ziyade agresif bir pazarlama stratejisi gibi hissettiriyor.
👯 Kötü Örnek Hızla Yayılıyor
Aslında bu hikayenin başlangıcı tanıdık. Spotify geçtiğimiz aylarda benzer bir adım atarak sektörde bu kapıyı aralamıştı. YouTube da vakit kaybetmeden rakibinin izinden gitti. Görünen o ki dev teknoloji şirketleri, artık ücretsiz kullanıcıları ödeme yapmaya zorlamak için ellerindeki en ufak kozu bile kullanmaktan çekinmiyor. Spotify'ın bu konuda sektöre pek de iyi bir örnek olmadığı ortada.
🆔 Discord Kullanıcılara Zorunlu Yaş Doğrulaması Getirdi
Discord bu hafta bombayı patlattı: Mart başından itibaren küresel çapta zorunlu yaş doğrulaması getireceğini duyurdu. Plan basitti; doğrulama yapmayan herkes varsayılan olarak "genç" kabul edilecek, hassas içeriklere ve yetişkin sunucularına erişimi kesilecekti. Hatta DM ayarları kısıtlanıp Stage kanallarında konuşmaları bile engellenecekti.
🕵️ Dijital Ayak İzinizle Yaş Tahmini
Tepkiler tahmin edilebileceği gibi çok sert oldu. Kullanıcılar öfkeyle Nitro aboneliklerini iptal etmeye başlayınca yönetim panikledi ve hemen frene bastı. Yeni açıklamaya göre artık herkesten kimlik veya yüz taraması istenmeyecek. Bunun yerine arka planda çalışan bir algoritma devreye girecek.
Peki bu daha mı iyi? Tartışılır. Sistem artık mesajlaşma saatlerinizden kimlerle konuştuğunuza kadar tüm davranışlarınızı analiz ederek yaşınızı "tahmin" etmeye çalışacak. Yani kimliğinizi yüklemeseniz bile platformun sizi çok daha derinlemesine izleyeceği bir döneme giriyoruz.
🔓 Güvenlik Açıkları ve Devlet Baskısı
İşin güven boyutu ise tam bir mayın tarlası. Daha kısa süre önce doğrulama için topladığı kimlik verilerini sızdıran bir platformdan bahsediyoruz. Verilerimizi ne kadar koruyabilecekleri büyük bir soru işareti.
Sorunun kökünde aslında İngiltere ve Avustralya gibi ülkelerin internetin doğasını tam kavramadan getirdiği yasal zorunluluklar yatıyor. "Çocuk güvenliği" kalkanı arkasında devletler uçtan uca şifrelemenin zayıflatılmasını ve daha fazla kontrol talep ediyor. Teknolojik gerçeklerden kopuk bu baskılar, günün sonunda kullanıcı verilerini siber saldırılara karşı daha savunmasız hale getirmekten başka bir işe yaramayabilir.
🌑 Elon Musk SpaceX'in Önceliğini Ay'a Şehir Kurmaya Çevirdi
Musk yıllardır “Mars’a gidiyoruz, kolonileşiyoruz” diye bağırırken ani bir manevrayla dümeni Ay’a kırdı. SpaceX’in yeni hedefi, önümüzdeki 10 yıl içinde Ay’da kendi kendine yetebilen, yaşayan bir şehir kurmak.
⏱️ Neden Mars Değil de Ay?
Aslında bu değişikliğin arkasında basit bir matematik yatıyor. Mars’a gitmek için gezegenlerin hizalanmasını beklemek zorundasınız ve bu pencere sadece 26 ayda bir açılıyor. Lojistik bir kâbus. Ay içinse durum bambaşka; neredeyse 10 günde bir fırlatma yapmak mümkün. Bu hız farkı, teknolojiyi deneme ve geliştirme (iterasyon) sürecini inanılmaz ölçüde kısaltıyor.

🚀 Bezos’un Nefesi Ensesinde
Tabii işin içinde rekabet faktörü de yok değil. Jeff Bezos’un Blue Origin’i iddialı ilerliyor. Özellikle yörüngede yakıt ikmali gerektirmeyen Blue Moon Mark 1.5 aracıyla Ay’a insan indirme planları, SpaceX’in üzerindeki baskıyı artırmış durumda. Pazarın tek hakimi olmadığını hisseden Musk, vites yükseltmek zorunda kaldı.
📞 WhatsApp Web Üzerinden Sesli Ve Görüntülü Görüşme Başladı
WhatsApp kullanıcılarının uzun zamandır beklediği gün geldi: Web sürümüne nihayet sesli ve görüntülü arama özelliği eklendi. Aslında geçtiğimiz hafta kısa bir süreliğine belirip kaybolan özellik, teknik sorunların giderilmesiyle tekrar yayına alındı. Hemen test ettim ve genel olarak sorunsuz çalışıyor. Sadece Firefox üzerinde sesi biraz dalgalı ve kesik buldum ancak bu tip pürüzlerin kısa sürede giderileceğini tahmin etmek zor değil.
💻 Bilgisayar Başındakilere Büyük Kolaylık
Bu yenilik görüntülü ve sesli konuşma yapabilmek için telefonuna sarılmak istemeyenler kadar, işletim sistemi kısıtlamalarıyla boğuşanlar için de harika haber. Özellikle Linux kullanıcıları bugüne kadar WhatsApp araması yapabilmek için Android emülatörleri veya Waydroid gibi çetrefilli yöntemlerle uğraşıyordu. Artık tarayıcı üzerinden tek tıkla görüşme yapmak mümkün.
Windows tarafında ise durum daha çok performansla ilgili. Masaüstü uygulamasının giderek hantallaşması ve yüksek RAM tüketimi pek çok kullanıcıyı bezdirmişti. Web sürümünün bu yeteneğe kavuşmasıyla uygulamanın o ağır yükünü sırtlanmaya gerek kalmadan, çok daha hafif bir deneyimle iletişim kurabileceksiniz.
🤝 Sponsor: Thesys ile Metin Duvarlarından Kurtulun
Yapay zeka modelleri ne kadar zeki olursa olsun, günün sonunda hepimiz aynı sorunla yüzleşiyoruz: bitmek bilmeyen yazılar. Yapay zeka devrimini yaşıyoruz ama arayüzlerimiz hala 80'lerin terminal ekranlarını andırıyor.
İşte tam bu noktada, bültenimizin sponsoru Thesys sahneye çıkıyor.

Thesys geliştirdiği C1 Generative UI API ile yapay zeka deneyimini bir üst seviyeye taşıyor. Artık kullanıcılarınıza uzun metinler okutmak zorunda değilsiniz. Thesys sayesinde yapay zeka çıktıları anında tıklanabilir grafiklere, doldurulabilir formlara veya interaktif kartlara dönüşüyor.


İstatistikler de bu değişimi destekliyor; kullanıcıların büyük çoğunluğu düz metin yerine etkileşimli görselleri tercih ediyor.
Sistemin en güzel yanı ise uygulamanızın tasarım diline (UI Kit) kusursuzca uyum sağlaması. Yapay zekanın ürettiği arayüzler dışarıdan eklenmiş bir yama gibi değil, ürününüzün doğal bir parçası gibi duruyor. Günler süren frontend işlerini saniyelere indiren bu teknoloji, bakım maliyetlerini düşürürken pazara çıkış sürenizi inanılmaz hızlandırıyor.
Uygulamanızı sıkıcı bir sohbet botundan gerçek bir asistana dönüştürmek isterseniz, buradan Thesys'i inceleyebilir ve demolarına göz atabilirsiniz. Bültenin bu bölümünde verdikleri destek için kendilerine teşekkürler.
Bu haftaki bültenin de sonuna geldik, haftaya görüşmek üzere!